hüzünlerimi geçmiş uzaklara, En çok ta yalnız gecelerime armağan ettim.
Arındım eskimiş günahlardan, Savurdum onları denizde esen rüzgarlara.
Ne peşimde eski pişmanlıklar; Ne de yenilenmiş düş kırıkları var. Giydim yenilenmiş değişimimi üzerime, Gönderdim bedenimi yeni bir merhabaya.Düş boyalı dipsiz kuyulara attım hayallerimi,yatırdım kara habercileri hızarın koynuna... şimdi sevmelerine yaşıyor yüreğim. bitti işte... bitirdim içimdeki seni o kadarda zor değilmiş aslında sadece ben gerçekleri görmemezlikten geliyormuşum seni seviyorum zannediyormuşum aşığım zannediyormuşum sana... oysaki yokmuşsın sen, kalbim boşmuş hiç girmemişsin sen oraya
Bu sabah yine sensiz günaydın dedim henüz doğmamış olan güne.
demek istedim. İpek saçlarında dolaştırmak istedim ellerimi. Ay parçası teninin kokusunu tüm benliğimde hissetmek istedim. Sınırsızca yaşamak istedim seni...
İstedim ki sınırsızca yaşayalım birbirimizi... Senden sonrası olmasın istedim. Tıpkı senden öncesinin artık umrumda olmadığı gibi...
Artık sen vardın hayatımda. Umrumda değildi dünya... Gözlerinde gördüğüm o farklı parıltı benim olsun istedim. Seni istedim en umutsuz hayallerime. Dudaklarını istedim... Dudaklarım bedeninin kölesi olsun ver heryerini sınırsızca dolaşsın istedim. Seninle dans etmek istedim. Saatlerce dans etmek. Kulağına en güzel aşk sözlerini fısıldamak istedim... Ben sevdiğim zaman bunu göstermeden yaşayamam. Ellerini tutmalıyım ve onların sıcaklığını hissetmeliyim. Ellerimi vücuduna bırakmalıyım. Ulaşılmaz olmamalısın;ulaşmalıyım. Seni yaşamalıyım...
Ama...
AMA SEN YANIMDA OLMALISIN...
Sen olmayınca olmuyor.Sabahlar ışık saçmıyor. Yaşadığın yerler nasıl bilmiyorum. Ama sen şunu bil ben sensiz yaşamiıyorum .Gel de can ver canıma... Gel ve benim ol...
Hadi gel ve "İŞTE SENİNİM" diye fısılda. Bir sabah uyandığımda sen ol yanımda...
Yeter ki gel bana...
girseydin çıkamazdın zaten... hapsederdim seni kalbimin en karanlık zindanlarına kilitlerdim tüm kapılarını gardiyanın olur bırakmazdım seni ama yok; bak bıraktım işte demekki ben seni sevmemişim ben sadece seni sevdiğimi sanmışım ...!!!
Gideceksin! Pismanligimda senle gidecek
Sen Gittin Biliyorum Ama Sende Biliyosun ki Sen Giderken Bende Bittim Gitti...Sanmaki Yerine Buldum Sanmaki Sana Dediğim Sözleri Ona da Söyledim yok Sevdiğim Yerine Sevemedim Seni Unutamadım Yerine Kimseyi Koyamadım Şimdi Bende Senin Yaptığını Yapıyorum Gidiyorum Mutlu ol ve Umarım Sende Benim Yerime Koyamassın Kimseyi... HoŞçAkAl xxxx... Belki Sende Üzgünsündür Şimdi,Geçmişi Düşünüyorsundur Benim Gibi,Elimde Bir Sigara;Bir Şarkı Var Aklımda Eski Günlerden Kalma,Seni Anlatıyor Her Kelimesi,Masanın Üstünde Boş Şişeler,Bir de Resmin Var Baktıkça İçiyorum Her Seferinde NE BEN BENİM ŞİMDİ NEDE SEVERİM ESKİSİ GİBİ.....
Gönül çalamazsan aşkın sazını,
ne perdeye dokun ne teli incit Eğer çekemezsen gülün nazını,
ne dikene dokun ne gülü incit Bekle dost kapısın sadık dost isen,
gönüller tamir et ehli dil isen Sevda sahrasında mecnun değilsen,
ne leyla'yı çağır ne çölü incit Rızaya razı ol hakka kailsen,
ara bul mürşidi müşkülde isen Hakikat şehrine yolcu değilsen,
Çığlıklarım var,kimsenin duymadığı Haykırmak istesemde ,sessiz kalan Diyemediğim derdimi; anlatamadığım Deli oluyorum, miskin gecelere Derbeder bakışlar ardındaki sahte sevmelere Yapmacık gülümsemelerde sarsa dört bir yanımı İnadına hayal kuruyorum,inadına Yaşayamasamda ........ Ama umut dolu bu sefil yüreğim, Atıyor beni vakitsiz,akşamlara Bilmediğim bir gecenin,bilinmeyen vaktinde Paylaşıyorum ızdırabımı,en acı kadehlerle Bazen bir sandal oluyorum, Kaybolurken gözlerinin mavisinde, Bazen bir viran orman evi; Dipsiz,kayıp bu kentte..... Kanımı içiyorum kimbilir? İçerken şerefine Günümden gün çalan,vakitsiz sevmelerle Alemci meyhanelerde... İnadına hayal kuruyorum,inadına Gelmesende geriye...! yazan cahit akay
insanlar ,gelmeleriyle yalnızlıklarını dağıtanları severler.
Gitmeleriyle kendilerini yalnız bırakanlara,AŞIK olurlar.....
Bu böyle sürüp gitmeyecek biliyorum Bir sabah bir dilencinin avuçlarına bırakacağım kalbimi Kim ne derse desin Tahammülüm kalmadı artık Bıktım seni sensiz yaşamaktan Nasılsa döneceğin yok senin Çıldıracağım bu gidişle Allah kahretsin!.. Dünya ateşler içinde Savaşlar almış başını gidiyor Afrika'da insanlar açlıktan ölüyor Bense bu gidişle sensizlikten öleceğim Umurunda mı senin? Allah kahretsin!.. Hangi masaya otursam Senin sevdiğin içkiyi koyuyorlar önüme Vazomda senin sevdiğin çiçekler Ve dudaklarımda hep senin sevdiğin şarkılar Senin doğum günlerini kutluyorum senden habersiz Ve her sabah dualar ediyorum mutluluğun için Ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem Ecel gibi peşimdesin Allah kahretsin!.. İşte böyle bir sevda benimkisi Bu zamanda, bu devirde Haklısın adam olacağım yok benim En güzeli artık son vermek bu hayata En korkunç uçurumlardan bırakmak kendimi Ya da en yüksek tepelerden En uçsuz bucaksız denizlere bırakmak bedenimi Ama içimde sen varsın Ya sana birşey olursa ALLAH KAHRETSİN!
..::DENİZ GÖLÜM Beklemek Ölmekten Daha da Zor, Ben Seni Sabırla Bekledim Mavim Yüreğin Yandıkca Ateşi Yordu, Yinede İçimde Sakladım Mavim::..
YAŞAM GİBİ
" Bilir misin Nefesinde baharların soluduğunu ? Bilir misin her gece Yetim kuşların yüregine dolduğunu ? Bilir misin her gözyaşınla Topraktan yeni filizler doğduğunu ? Uzaklar da bir adamın Senin her gülüşünde Hayata sımsıkı tutunduğunu Bilir misin ey yar ? GİTTİN…
Unutma ki;
BOŞVERİYORUM ARTIK HER ŞEYİ.. EN AZINDAN BOŞVERMEYE ÇALIŞIYORUM..
SU SUSKUN değil, dalga durgun değil… Dinlenirse suyun sesi, çözülürse dalgaların dili, derinliklere inilir, yükseklere çağlanır.
Su sırlarla sarılı, dalgalar hikmetlerle dolu… Su hayat, hayat ise su gibi akıcı ve dalgalı… Bir damla su ile başladı hayatımız, dalgalana dalgalana bu hale geldik ve bir damla olarak yine toprağa düşeceğiz.
Bir damla suda ne fırtınalar kopar, ne coşkular yaşanır… Suskunluklar soluklanır, kederler derlenir, elemler devşirilir… Durmadan dalgalanır dalgalar…
Deryada damla, damlada derya saklı… Kâh olur bir damla koca deryayı yutar, kâh olur deryada kaybolur büyük bir dalga…
Dalgaların hep aynı olduğunu ve her dalganın değişmeden düz aktığını kim söyleyebilir? Deryada doğan bir dalga ne değişimlerden geçerek sahil sayfasına imzasına atarak noktalanır. Birbirine benzer fakat aynı değildir dalgalar… Her biri ayrı bir nokta koyarak farklı şekillendirir hayat sahilini… Bütün noktalar bir noktaya dolar; sonsuzluk duası… Hüznü ve coşkusu budur denizin; yükselişi göğe güneşe daha fazla yakın olma ve yansıtma çoksusu, dökülüşü ayrılık sancısıyla inleyişi…
Dalgaların dili ışığın renklerini söyler… Suyun renksizliği renklerin şarkısıdır… Şiirdir su; sessizliğin derinliğinde çağlar… Üstü ne kadar dalgalıysa, altı o kadar duru ve derindir… Nice canlının, nice bitkinin beşiğidir dalgaların altı… Yeryüzü yeşilliğinin yüzde seksene yakını denizlerin derinliklerinde olduğu düşünülürse hayatın nerede doğduğu ve yaşadığı dimağlara dökülür.
Kâinatın vücud âlemine yansıması ilkinde bir damla gibi olmadı mı? Damladan deryalar doğdu; yıldızlar, galaksiler raksa başladı… Hayata beşiklik etmekle güldü dünya… O derya kıyametle tekrar bir damlaya dönüşmeyecek mi? Kâinatın bütün dalgalanmaları sonsuzlukta tekrar doğma duası değil mi?
Tıpkı küçük âlem insanın büyük duası gibi… Biri okuyor diğeri âmin diyor kendi lisanıyla… Duasızlıkta boğulansa sonsuzluğu yitiriyor.
Dua damlalarla dolarsa kalp kabı, Nur denizler coşkudan taşar, hakikat renkleriyle raksa başlar, dimağlar hikmetle dolar, vicdan sükûna erer… Duadan inleyen bir kalp deryaları kurutur, damlaları deryaya dönüştürür…
Kabir sahiline vuruncaya kadar dua dalgalanmalarına devam, kâinat da kıyamet duvarına çarpıncaya dek… Soru ve sorun noktayı nerede, ne zaman koyacağımızda değil nasıl koyacağımızda.
Suya susuz bakarsak dimağ denizi durgunluk ve dalgasızlıkta kokuşur, kararır kalp ummanı…
Dua suyu âleminizi doldursun, hikmet çağlayanlar kabre kadar kalbinizde eksik olmasın…
Gönlünüze damlayan bir damla olmuşsam, işte o benim duam… Ummanlar kazanmış kadar sevineceğim.
Evet, yağmurlar yağsın, yere de yüreklere de…
BILEN KISIYLE DOST OL...CUNKI SENI AYDINLATIR...
BILGISIZ KISIYLE DOST OL CUNKI SEN ONU AYDINLATIRSIN...
BILMEDIGINI BILMEYEN KISIDEN UZAK DUR CUNKI ONLAR APTALDIR SENIDE APTALLASTIRIR...Dost dedigin cay gibi olmalı,icine birtat bırakmalı,bazen tatlı bazen acı ama hep ihtiyac duyulmalı...ALLAHIN SELAMI VE RAHMETİ ÜZERİMİZE OLSUN...